My Sunday Brunch Dress
Kimse beni yadırgamasın! Kimse yaklaşmasın! Bu elbise benim olmalı! 


geziyorum, tozuyorum, arıyorum, buluyorum, seçiyorum, burda takılıyorum... :)
Kimse beni yadırgamasın! Kimse yaklaşmasın! Bu elbise benim olmalı! 


saat
09:45
5
comments
Sonunda güneş yüzünü göstermeye başladı. Haftaya hepimiz bahar olacağız. Cotelac bana öyle güzel bir siyah elbise ve bot uyumu gösterdi ki gözüm baharı güneşi görmez oldu;


saat
09:29
0
comments
Mari dediysem, bildiğin Marimekko! Ne taş, ne pul, ne bir şaşa. Hepsi kalemle çizilmiş, çizilirken eğlenilmiş gibi görünen çantalar.

Sen! Sarı clutch. Numara 033011. Benim olur musun?

Bu da Mari'nin bana sunduğu wallpaper seçeneklerinden kendime seçtiğim;
saat
10:43
2
comments
Orda hayat bu kadar güzel mi be H&M?
Farkında mısın blog? Cümleler gittikce kısalıyor...
saat
22:08
4
comments
Bahar geldi! A.P.C. ilham kaynağı!
Havalar henüz ısınmamışsa oralarda;

Eğer ısınmış, güneş pırıl pırıl parlıyorsa;
Bir gün leopar desenli bir elbise giyecek olursam, o elbise kesinlikle bu olmalı! Pembe leopar desenleri ve siyah hırka mı? Harika!
saat
09:27
5
comments
Sevdiğiniz müzik grubunun albümünün çıkacağı günü beklemek güzeldir. İlk gün bulamayıp birkaç gün daha beklemek güzeldir. Orjinal kayıt dinlemek güzeldir. 12tl ödeyip bu kadar güzel bir albüm satın almak güzeldir. Sevdiğiniz o grubun iki albüm birden çıkartması daha da güzeldir!
saat
23:20
1 comments
Wikipedia,
"Moleskine, geçtiğimiz iki yüzyıldan beri Van Gogh, Picasso, Ernest Hemingway ve Bruce Chatwin gibi birçok Avrupalı sanatçı ve düşünür tarafından kullanılan bir defterdir. Kelime anlamı 'köstebek derisi'dir. Moleskine defterlerinin neredeyse iki yüz yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. İnsanların akıllarında tutmak istedikleri ayrıntıları yazmaları gerektiğinde kullandıkları ufak tefek, siyah vinil kapaklı, sarı yapraklı, basit ve sade görünümlü defterlerdir."
diyerek tanımlamış Moleskine defterlerini. Fiyatları tuzlu gelebilir. Fakat bir gezgin, çizer veya yazar için vazgeçilmez minik bir cep arkadaşıdır Moleskine! Seviyorum, yemek istiyorum!
saat
09:27
2
comments
Takı almak mı? Altın, gümüş farketmez. Gerek yok. Malum, kriz! Ama Becky Kelso tasarımlarına bakmaktan da zarar gelmez ;)
O da kim? How I Met Your Mother'da Robin'i Cobie Smulders oynayan değil mi?
saat
01:27
5
comments
Anthropologie ve ilham verici ayakkabıları!

fotoğrafların üzerine tık, tık! :)
saat
10:59
7
comments
Sabah gazetesi Cuma eki ve Devletşah‘a çok teşekkür ederim!
saat
11:31
12
comments
2009 bahar yaz sezonunda moda akımlara boyun eğeceksen eğer,
Skinny jeanlerinle vedalaş ve açık renk, geniş paçalı bir kot pantolon edin.
Kısa bir ceket, kapri kollu bluzler edin. Bacaklarını incelt. Şortlara alışmaya başla.
Hala kareli bir gömleğin yok mu? Cık cık cık...
İnce uzun bir hırkan ve yeleğin olsun.
Düğmelere alış. Fiyonklarla oyna. Puantiyeleri taşımayı bil. Ama çocuksu olma sakın.
Bebe yakaları ve tunikleri unut. Penye elbiselerin dönüşünü kabullen.
Ya da iyisi mi kriz de, ihtiyaç dışı birşeyler almadan yaşamaya devam et. Nasılsa bu da gelir, bu da geçer! ;)
saat
22:31
4
comments
Bir sarı sevgisidir gidiyor bende.. Hadi hayırlısı. İlk suçlu IKEA perdeleri. Belki de logosunun rengi, bilemiyorum. Bulutlu hava da sorumlu olabilir.
Anthropologie enerji dolu bir çok seçenek sundu bana;
üzerine tık...
saat
09:48
2
comments
Harika bir yazar hakkında harika bir söyleşi okumaya zamanınız var mı? Yoksa bile okumalısınız! :)
LE MONDE'UN YAZISI
Le Monde’un kitap ekinde 6 Mart'ta yayımlanan yazıda eleştirmen Nils Ahl, 'Yere Düşen Dualar' için şunları söylüyor:
"Sema Kaygusuz’dan hem alabildiğine yüklü hem de kar tanesi gibi hafif bir ilk roman. Yazar büyük bir anlatı yeteneğiyle miti şiirsellikle harmanlıyor. Bir ilk roman olan Yere Düşen Dualar’ın ilk sayfalarından itibaren, kendini edebiyat ve düşlerin arasında hazla kaybeden Leylan’ın güçlü sesi sarar okuru. Hem yoğun hem de kırılgan bu roman kahramanı o kadar olağanüstüdür ki, bu noktada insan Türkçe bilmediği için üzüntü duyar.
devamı
saat
09:36
3
comments
Ankara, başkentimiz, yemyeşil, tek yönlü yollarıyla şahsına mühasır sakin, güzel şehir... idi. Paris'te böyle giyinmek sırandan olabilir. Ankara günlük yaşamında pek mümkün değildir. Garance Doré'den iki harika fotoğraf! Soldakini baştan aşağı istiyorum! Lütfen! Sağdaki benim tarzım değil ama bence çok başarılı;
detaylı görmek için foto üzerine tık! ;)
saat
21:27
5
comments
Yok artık... Komik mi yoksa şık mı bilemedim. 1500 Euro (~3400Tl!) vermeyeceğim kesin! 30Tl'yi geçmem... ;)
saat
12:29
5
comments
Popsugar sormuş; Esmer Angelina mı yoksa sarışın Angelina mı? Vallahi fosfor yeşili saçlarıyla bile beğendik. Her hali güzel! Karar vermek çok zor!
saat
18:56
8
comments
"Bahar geliyor, yaz geliyor. Şu fazlalıklardan kurtulalım demedim mi ben sana bembi?!" diyor bana Orla Kiely!
saat
01:23
4
comments
Luisa Beccaria elbisenin hastasıyım. Nerde mi giyeceğim? Elbette rüyamdaki baloda! :P
Kollar azıcık daha ufak olsaymış diyorum. Ama ne önemi var ki? Rüya benim, elbise benim! :D
saat
01:20
2
comments
Şuan kar atıştırıyor olsa da biliyoruz ki bahar geliyor. Tez zamanda fazla kilolar verile! Ben sarıya takmış durumdayım. JCrew bana ilham veriyor. Ama alışveriş mi? O da ne?! Anti alışveriş insanı oldum artık!

saat
11:38
4
comments