Piknik Seti
Bu sene hiç pikniğe gitmedik! Hiç hem de hiç! Böyle bir piknik seti edinebilsem, herkesi piknik konusunda ikna edebilirim! Kene mi? Amaaaaan!
geziyorum, tozuyorum, arıyorum, buluyorum, seçiyorum, burda takılıyorum... :)
Bu sene hiç pikniğe gitmedik! Hiç hem de hiç! Böyle bir piknik seti edinebilsem, herkesi piknik konusunda ikna edebilirim! Kene mi? Amaaaaan!
saat
10:30
6
comments
İçinde yıldız olan ekmek veya kek yemek istemez miydiniz? Ben kalp olan kek yemek isterdim! Doodle bread bana bir kalpli kalıp yollarsa yaparım da yerim de! :)
saat
19:23
3
comments
10-15 yıl öncesinden kalma, altında Made in England yazan kupalarıma duyduğum sevgi hiç eksilmedi. Lakin sayıları az olduğu için evdeki ihtiyacı karşılayamıyorlar. Paşabahçe sayesinde Çin malı porselenlerle aramdaki tedirgin ilişkiye son verdim. Babannem'in evinde gördüğüm, görür görmez "Ah, bu da kesin IKEA'dır!" dediğim cam kupalardan satın aldım. Camlar, Türk'ler, Paşabahçeler, sağlıklılar, tombikler, kalınlar ve benim için yeterince büyükler.

saat
11:24
4
comments
Türkiye'de küresel ölçekte tehlike altındaki tüm türlere bu haritada yer verilmiş. Ben isterim ki bazı zihniyetlerin soyu tükensin, canlıların değil.
Haritada yer alan 105 türe ait illüstrasyon türü Prof.Dr. Sancar Barış'a ait. 60x100 boyutlarındaki harita National Geographic Türkiye Temmuz 2009 sayısının hediyesi.
haberin kaynağı
saat
16:45
2
comments
Diyecek bir şeyim yok. Alexa Chung'a bakıp Yeah Yeah Yeahs dinliyorum;
saat
09:13
0
comments
Anthropologie bugünkü ilham kaynağım. Romantik , rahat ve biraz da iddalı. Doğrusu ilk kombinasyonu yapmak, benim hiç aklıma gelmezdi! :)

saat
12:07
0
comments
Carmen Winant fotoğraflarının tümüne bayıldığımı söyleyemem. Ama bunları, çok sevdim! :)



saat
11:13
1 comments
Bir röportajında, "Artık kafama göre giyiniyorum." dediğini okumuştum. Artık neyin moda olduğundan çok nasıl rahat ettiğinin önemli olduğuna karar verdiğini söylemişti. Takip ettiğim kadarıyla zaten biliyorum ki kot, lacivert gömlekler ve elbiseler, güneş gözlükleri, büyük uzun saplı çantalar ve Converse ayakkabılar her daim Liv Tyler'ın favorileri. Geçen seneden beri gladyatör sandaletlerini ayağından çıkartmıyor! Yeter! Yeteeeer! Ben gladyatörlerin çok şeritlilerine alışamadım. Lütfen başka sandalet modelleri de dene sevgili koca ayak Liv Tyler! :)

fotoğraflara tık, tık! ;)
saat
09:21
1 comments
Edith Piaf ve Théo Sarapo'dan bir şarkı var bu pazartesi sabahı. Sözleri burada.
saat
09:59
3
comments

Bu cam balkonlara çıkmak ne demek? Fotoğrafları seçerken bile içim gitti! Çocukların burda işi ne? Hem onlara hem ailelerine hem de balkonları yapanlara bravo! :D


saat
17:25
6
comments
Karl Lagerfeld fotoğraflamış Maison Michel Paris sonbahar koleksiyonunu. Kaç asistanı vardır, nasıl makineler kullanmıştır bilmiyorum ama fotoğraflar çok güzel! Seçmekte zorlandım. En çok Milla Jovovich, Sasha Pivovarova ve Lou Doillon fotoğraflarına bayıldım. Zaten bu üç ismin hemen her fotoğrafına hayran kalıyorum! :))
saat
10:09
0
comments
Bana bu eteklerden lazım. Yüksek belli, beli fiyonklu! Yüksek belli birşeyler giymek isteyeceğime 80'li yıllardan bu zamana geçen süre içerisinde hiç ama hiç ihtimal vermezdim. Lütfen kimse eleştirmesin, Bembi bu eteklere bayılıyor!! :D


Beyaz ayakkabı mı? Yok daha neler? Sanırım Steven Allen yüzünden gözüm döndü! :D
saat
00:45
2
comments
Blogum sever Eti pufu. En çok da kakaolusunu! Şimdi nasıl canım çekti anlatamam! Her renginden birer tane, kakaolusundan üç tane! :D
saat
00:42
1 comments
Ne gerek var! Tatilde bile internette insanlar. Bari duşta rahat bırakın :)
not: kısa mısa. post posttur! :) post nedir? blog yazısı.. ay neyse..
saat
22:26
1 comments
Minik taşları olsun, büyük taşları olsun. Parmaklara bir arada takılsın. Yüzük arıyorum, Bona Drag'dan olsun;


saat
21:39
2
comments
Kedi severim, parlak renkleri severim, blogumu severim... Evet blogumla hiç ilgilenemiyorum çünkü karman çorman darma duman düzenim. Blogla ilgilenmek bir yana dursun, internette gezinemiyorum bile. Haydi hayırlısı. Kısmet bugüne, Lagarconne'ye imiş.

saat
22:19
1 comments